Yüzme Stillerinin Tarihi Gelişimi

Cevapla
Kullanıcı avatarı
tsb
Site Admin
Mesajlar: 452
Kayıt: 26 Eki 2018, 10:49
Konum: Türkiye
Cinsiyet:
İletişim:

10 Kas 2018, 12:44

YÜZME STİLLERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ :


Serbest Yüzme Tekniğinin Gelişimi :
Resim
Sportif yüzmenin başlangıcında, İngiliz Yüzme Ekolü’nde yüzme teknikleri veya yarışlara katılımlarında herhangi bir kural söz konusu değildi. Kurbağalamadan farklı olan yüzme şekillerine “serbest yüzme” adı verilirdi.


Günümüzde bile, FINA’ya göre “serbest yarışlarda yüzücüler istediği yüzme stilini kullanabilirler. Ancak, ferdi ve bayrak karışık yüzmede, serbest yüzme, kurbağalama, kelebek ve sırtüstü dışında herhangi bir teknik kullanılamaz”.

1840-1850 yıllarında kurbağalama tekniğinden farklı olarak “Over” yüzme tekniği geliştirilmiştir. Bu teknikte, vücut yan yatay pozisyonda olup, tek bir kol yukarıdan vücudun yanında bacaklara doğru suyu çekerek hareket ederdi, diğer kol ise sabit kalırdı. Bacak hareketi, yan kurbağalama bacak hareketine benzerdi. 1873 yılında “Trudgeon” tekniği ilk defa uygulanmıştı.



Over” tekniğinden farklı olarak “Trudgeon” tekniğinde her iki kol alternatif ve bacaklarla koordineli olarak hareket edip, daha büyük bir sürat yakalanabilirdi.

Günümüzde kullanılan ve bildiğimiz Krawl tekniği ilk defa 1897 yılında Avustralyalı yüzücüler tarafından uygulanmıştır. En başında, Krawl tekniği özellikle yarışların bitiminde, hız kazanmak amacıyla kullanılırdı. Ancak 1911 yılında Amerikalı yüzücü Duke Kahenamoku 100 yards serbest yarışında tüm yarış boyunca Krawl tekniği kullanarak dünya rekoru kırdı. Daha sonra 1922 yılında Johny Weissmuller Krawl tekniğini kullanarak, 100 m. serbest yarışını bir dakikanın altında yüzdü. Weissmuller’in kullandığı teknik, günümüzde “klasik” teknik olarak kabul edilir. Bu teknikte 6 bacak vuruşuna 2 kol hareketi koordinasyonu kullanılırdı. Vücudun suyun üzerinde yüksek bir pozisyonu vardı. Kolların kayma süresi uzundu. Kolun suyu çekme hareketi kısaydı. 1930 yıllarında Krawl tekniği Japon yüzücüler tarafından daha da geliştirilmiştir. Japonlar bacak hareketine daha çok önem verdiler. 1932 yılındaki Dünya Şampiyonası’nda 100 m. serbest (0:58.2) dünya şampiyonu olan Yasugi Miyazaki, iki kol hareketine on bacak vuruşu koordinasyonu kullanırdı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Japon ve Avustralyalı yüzücülerle rekabette olan Amerikalı yüzücüler, Krawl tekniğini kol hareketi açısından geliştirdiler. Amerikalı uzmanlar kol hareketinde “omuz rotasyonu’’nun önemini tespit ederek, kolun suyu çekme hareketinin daha uzun olmasına dikkat ettiler. Ayrıca, sprint Krawl ve uzun mesafe Krawl tekniklerinde farklılıklar ortaya çıkmaya başlamıştı.

Bilinen “Bumerang Krawl” tekniği, Avustralyalı yüzücüler tarafından geliştirildi. Bu tekniğe göre, bacak hareketi sayısı azalıp, kol hareketi frekansı yükselir. Uzun mesafe Krawl yarışında J. Comels 4 bacak vuruşuna 2 kol hareketi kullanarak olimpiyat şampiyonu olmuştu. Kol hareketleri hızlı olduğundan dolayı, suyu çekme hareketi kısa olur ve pasif evrede kollar düzgün olmazdı. Kolların dirsekten sürekli fleksiyon yapması, kolu bir bumeranga benzetirdi.

1976 yılında 100 m. serbest yarışını 50 saniyenin altında yüzen Amerikalı Jim Montgomery’nin sprint Krawl tekniğinin temelinde, uzun kol hareketleri ve 6-2 koordinasyonu bulunmaktadır



Sırtüstü Yüzme Tekniğinin Gelişimi :
Resim
Sırtüstü yatay pozisyonu kullanarak suda ilerleme, en eski zamanlardan beri bilinmektedir. Sırtüstü yüzme hakkındaki ilk bilgiler 1538 yılında Nicolas Wynman’ın “Colymbetes” adlı kitabında verilmiştir. Ayrıca, ünlü pedagog Guts Muths da sırtüstü yüzme tekniğinin özellikle cankurtarma için çok önemli olduğunu söylüyordu.

Sportif açıdan sırtüstü yüzme tekniğinin kurbağalama yüzme tekniği ile birlikte, XIX. yüzyılın ilk yarısında başladığı bilinir. Aslında o zaman kullanılan teknik, kurbağalama tekniğinin sırtüstü versiyonuydu. Bu stilin gelişiminde İngiliz Yüzme Ekolü’nün önemli bir katkısı vardır.

Krawl yüzme tekniğinin ortaya çıkması ile beraber, Krawl’da kullanılan hareketler sırtüstü stiline adapte edilmeye başlanmıştı. 1920 yılında Hebner adlı Amerikalı yüzücü bu yeni tekniği kullanarak 100 m. sırtüstünü 1:12.2 derecesi ile yüzdüğünde, artık eski teknik (kurbağalama sırtüstü) performans yüzücülerinin ilgi alanından çıktı. Fakat yine de uzmanlar, bu eski tekniğin cankurtarmada kullanılan yüzme stillerinde yer almasının önemli olduğunu savunmaktadırlar.

İlk başlarda, sırtüstü yüzme stili, ilkel Krawl yüzme stiline çok benziyordu. Vücut tam olarak sırt üstü yatay pozisyonda değildi, baş ve omuzlar suda yüksek bir pozisyonda ve kol hareketleri suya çok yakın yapılıyordu. Bu nedenle vücut sürekli yalpalanıyordu ve bacak hareketleri ise kuvvetli ve dizlerden fazla fleksiyon yaparak meydana geliyordu. İlerleme süratinin yükseltilmesi, kol ve bacak hareketlerinin ritmi hızlandırılarak yapılıyordu.

Japon yüzmesinin gelişim yıllarında (1930-1940) bacak hareketi mükemmelleştirildi. Bunun sonucu dizler fleksiyon yapmıyor ve bacak hareketinin genişliği azalıyordu. Yine Japon yüzücülerin getirdikleri bir yenilik olarak, vücut suda tamamen sırtüstü yatay pozisyonu alıyordu. Vücudun pozisyonuyla birlikte kolların suya girişi başın üzerinde ve suyun çekilişi daha derin yapılabiliyordu. Suyun çekilişinin daha derin yapılması kol hareketinin ritminin düşmesine ve bacak hareketinin ritminin yükseltilmesine yol açmıştır.



Hemen hemen aynı yıllarda, Amerikalı antrenör Robert Kiphuth yeni bir teknikle Japonlar’ın üstünlüğüne son verdi. Kiphuth’un yüzücüsü olan Kiefer’in yeni tekniğinde kol tamamen başın üzerinde suya girmiyor ve suyun çekilişi o kadar derin yapılmıyordu. Aynı zamanda bacak hareketinin ritmi azaltılmış ve 6 bacak koordinasyon tekniği için ilk adımlar atılmıştır.

1948 yılında Fransız yüzücü Georges Valery, geliştirilmiş kol hareketi tekniğini göstermiştir. Yeni tekniğe göre suyu çekme sırasında el, ilerleme çizgisine paralel bir çizgi üzerinde hareket ediyordu. Düz olan kol, omuzların ekseni ile aynı çizgi üzerine geldiğinde, dirsek fleksiyon yapıyor ve bu şekilde meydana gelen hareket ilerleme yönüne paralel oluyordu.

1956-1960 yılları arasında Avustralyalı yüzücüler de bazı değişiklikler meydana getirdiler. Bacak hareketi ritmi azalırken, kol hareketi frekansı yükseltildi.

Tekniğinin mükemmelleştirilmesi Amerikalı antrenör James Counsilmen’in yüzücüsü ve birçok rekora imza atan Tom Stock’un katkısıyla devam etmiştir. Stock’un tekniğindeki yenilik omuz rotasyonuydu. Bütün bu değişikliklerden faydalanan ve sırtüstü tekniğinin en son şekili veren eski Doğu Almanya yüzücüsü Roland Matthes’in tekniğinde, vücut pozisyonu Kiefer tekniğinden, bacak hareketi Japon tekniğinden ve omuz rotasyonu Stock tekniğinden alınmıştır.



Kurbağalama Yüzme Tekniğinin Gelişimi :
Resim
Yuvarlak hareketler kullanarak suda ilerleme biçimi antik çağlardan tanınmaktadır. O zamanlara ait kaynaklardan, bu yüzme çeşidinin Mısırlılar’da, Grekler ve Romalılar’da kullanıldığı ispatlanmıştır. Yüzme öğretimi ile ilgili yazılan ilk kitapta (yazar Nicolas Wynmann) kurbağalama yüzme tekniğinden bahsedilmektedir. Yazarın kurbağalamada kullanılan hareketleri bir kurbağanın hareketlerine benzetmesi, bizim bildiğimiz yüzme stilinden bahsedildiğine inandırmaktadır. XIX. yüzyılda sportif yüzme ile ilgili ilk resmi bilgiler çıkmaya başladığında, kurbağalama hareketlerinin özellikle uzun mesafelerde kullanıldığı söylenmektedir. Bilinen en eski üzme tekniği olan kurbağalama yüzme, Olimpiyat Oyunları programında ancak 1904 yılında, 440 yard yarışı olarak yer almaya başlamıştır. 1908 yılında 200 m, yarışı, 60 yıl sonra 1968 yılında 100 m. yarışı olarak hak ettiği yeri alır.



1900-1930 yıllan arasında kullanılan kurbağalama tekniği çok ilkeldi. Vücudun pozisyonu suyun yüzeyinde çok yüksekti, baş sürekli suyun dışında idi ve yapılan hareketler devamlı ve yuvarlak bir çizgi üzerinde oluşuyordu. Bu yılların en belirleyici kurbağalama tekniği Alnımı stili idi. Baş suyun üzerinde, hareketler geniş ve yuvarlak, fakat kol hareketlerinin arasındaki kayma süresi ilerlemeye belli bir ritim vermekteydi. 1930 yılından sonra yüzme kurallarındaki bazı yetersizliklerden faydalanarak, bazı kurbağalama yüzücüleri kolun suyu çekişinden sonra kollan sudan çıkarıyordu, bu da ilerlemeye önemli bir katkı veriyordu. İşte bu şekilde yeni bir yüzme tekniği meydana gelmiştir, o da kelebek tekniği idi.

1935 yılından itibaren kelebek tekniği kendine özgü bir statü kazanır ve bu şekilde klasik kurbağalama tekniği muhafaza edilir. İlerleme süratini yükseltmek için kurbağalama yüzücüleri tekniğe çok sayıda değişiklikler getirmeye çalıştılar.

1950-1957 yıllan arasında suyun altında kurbağalama tekniği geliştirildi. Buna göre suyun altında yüzücü nefes almadan birkaç kol ziklesi gerçekleştirirdi. Suyun altında kol hareketi kalçaya kadar uzatıldığından dolayı daha etkiliydi, bu şekilde de ilerleme sürati çok büyürdü. 1957 yılında uzun süreli nefessiz efor sağlığa zararlı olduğundan bu stil yasaklanmıştır. Bundan sonra, yüzme yarışlarında yüzücünün sadece depar veya dönüşten sonra suyun altında tek seferlik bir hareket olarak yapmasına izin verilmiştir.

1960 yıllarında Japon yüzücü Osaky’nin gösterdiği teknikte, kolun suyu çekişi kalçalara kadar devam ederdi ve nefes hemen suyun çekişinden sonra gerçekleşirdi. Yuvarlak hareketin yerine düz ve uzun bir hareket yapıldığından dolayı ilerleme daha etkili oluyordu.

Günümüzde kurbağalama tekniğinin yeni bir değişikliğine seyirci olmaktayız. Yeni teknikte nefes alındıktan sonra baş ve omuzlar hafif suyun altına batar, hareket sanki kelebek stilindeki yalpalanmayı andırır. Bu yalpalamanın sonucunda kollar daha kuvvetli çekiş yapabilirler. Bu yeni tekniğin büyük bir yetenekle uygulanması gerekir, aksi taktirde başın suya fazla batması diskalifiye cezasına yol açar. Omuz eklemi esnek olan yüzücülerde bu fazla bir sorun yaratmaz, çünkü onlarda baş gereksiz yere hareket etmek zorunda değildir.



Kelebek Yüzme Tekniğinin Gelişimi:
Resim
Yüzme tekniklerinin arasında en yeni olan, kelebek yüzme, 1935 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu’nun kurbağalama-kelebek kural ayırımı yapıldığında meydana çıkmıştır.



Aynı yılda ABD’de Amerikan antrenör David Armbuster’ın yüzücüsü Jack Sieg kelebek temellerini atmıştır. Jack Sieg ilk defa 100 yard kelebek mesafesini 1:00.2 derecesi ile yüzmüştür, fakat tekniğin resmi bir dayanağı olmadığı için, bu derece kabul edilmemiştir.

1951 yılında kelebek tekniği Avrupa’da ilgi toplamaya başlamış ve 1953 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu yeni kelebek tekniğini resmi olarak kabul etmiştir.

Kaynak : Cyclingtr


Cevapla
  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir