Türkiye'de Modern Yüzmenin Yerleşmesi

Cevapla
Kullanıcı avatarı
tsb
Site Admin
Mesajlar: 452
Kayıt: 26 Eki 2018, 10:49
Konum: Türkiye
Cinsiyet:
İletişim:

10 Kas 2018, 12:32

TÜRKİYE’DE MODERN YÜZMENİN YERLEŞMESİ :


1932-1933 yıllarında Türkiye’de yüzme sporuna önem verilmiştir. İlk iş olarak Almanlar’ın meşhur antrenörleri Teketof, İstanbul’da modern yüzmeyi öğretip yerleştirmekle görevlendirilmiştir.

Bu modern ve sistemli çalışmalar sonucunda Orhan Saka, Halil Dalhan, Methi Ağaoğlu birçok rekorlar kırmışlardır. Örneğin, Halil Dalhan 200 m. serbesti 2:48, Orhan Saka 100 m. serbesti 1:10.2 ve 100 m. sırtüstünü 1:32 ile yenileyerek eski rekorlara oranla açık farklı rekorlar kırmışlardır. Türk rekorlarının peş peşe kırılmasının en büyük nedeni, yüzmenin kulüplerimize kadar girmiş olmasıdır. Galatasaray’ın yanında, Fenerbahçe, Beykoz ve Beylerbeyi kulüpleri büyük çaba harcayan kulüplerimizdi. Ayrıca Vefa, Hilal, Ortaköy, Güneş ve Karamürsel takımları da varlık gösterebilen sporcular yetiştirmiştir.



İlk Milli Temaslar :

1934 yılında Rusya ile ilk defa milli müsabaka yapılmış ve yüzücülerimiz Rusya’da yarışmışlardır. İlk milli olma şerefinin sahipleri arasında iki bayan yüzücümüz de vardır. Rusya’ya giden ilk Milli Takım elemanlarımız şunlardır:


Resim
Naili Moran (Okla işaretli olan) ve Yüzme Milli Takımımız.
Naili Moran (GS),
Suat Erler (GS),
Orhan Saka (GS),
Methi Ağaoğlu (GS),
Alpaslan (İzmir KSK),
Adnan Bey (Beykoz),
İhsan Keskin (Karamürsel),
Safvan Serim (Beykoz),
Leyla Asım Turgut (FB),
Cavidan Erbelger (İYİK).




Kiev’de yapılan yarışlarda, 200 m. serbestte Halil Dalhan, 200 m. kurbağalamada Alpaslan Türkiye’nin ilk milli müsabakasında bütün rakiplerini geride bırakarak şampiyon olmuşlardır. Bu arada Safvan, Orhan ve Halil’den kurulu bayrak ekibimizin Rus takımını geçtiklerini hatırlatmak gerekir.

1934 – 1936 yıllarında Safvan Serim, Orhan Saka, Halil Dalhan, Beykoz’lu Agah ile Rauf Ardahan yeni rekorlar kırdılar.

1937 – 1939 yılları arasında İstanbul dışında İzmir’li, Karamürsel’li ve İzmit’li sporcular yetişmiştir. Artık yüzme sporu Türkiye’de tamamen yerleşmiş, hatta Avrupa ile yarışacak düzeye ulaşmıştır. Bu yıllar içinde Beykoz’lu Metin, Kocaeli’nden İsmail ve yüzme sporuna büyük emekleri geçen Mahmut Dalhan rekorlar kırarak göze çarptılar. Yüzücülerimiz 1937 başlarında Macar antrenör Alexandr Ferensfi yönetiminde çalıştılar. Aynı yıl Macarlarla ülkemizde ilk milli temas yapılmıştır.

Resim
Soldan : Özcan Tomruk, Yaşar Dalbaşar, İbrahim Sulu, Haşim Tankut, Lazo Ornitopulos, Recai Çevik, Aydın Ülker.


1940 – 1945 yılları arasında 200 m. ve 150 m. serbest yüzmede Türkiye rekorlarını kıran İbrahim Sulu en başarılı sporcumuzdur. Ayrıca Adana bölgesinde Mecit ve Muharrem Gülergin kardeşler, Mehmet ve Refik Ekerbiçer kardeşler ile Selahattin Türkmen ve Yusuf Öcal gibi değerler ortaya çıktı. 1940’dan sonra ilk devrin yüzücülerinden Orhan Saka, hakemlik kursları açmış, yüzme deyimlerini Türkçeleştirerek büyük faydalar sağlamıştır. Yine rekortmenlerimizden olan Halil Dalhan, antrenörlüğünde başarılı sporcular yetiştirmiştir.

1943 yılında İstanbul’da Lido havuzu yapılarak Suat Erler ve Abbas Sakarya ile birlikte 20 kadar Galatasaray’lı yüzücü buraya geçtiler ve bir süre sonra “Lido Yüzme İhtisas Kulübü” kuruldu.
Resim
Sutopu Milli Takımımız Yunanistan – Türkiye müsabakaları için Atina’da (1946).


1945 – 1950 devresinde 2. Dünya Savaşı’nın etkisiyle bir duraklama dönemi geçirildi. Savaştan sonra Aydın Ülker, Yaşar Dalbaşar, Yüksel Alpböke, Hatice Bağana – Gürel Tüzünel ve Suna San gibi rekortmen yüzücüler yanında Nejat Nakkaş, Musa Gerday, Tefvik ve Haşim Tankul kardeşler, Lazo Tavukçuoğlu, Kamil, Erden Sanvar, İlhan Özalp, Can Yurdunuseven gibi yüzücülerimizin büyük emeklerinin geçtiğini unutmamak gerekir.

Aynı devirlerde Karamürsel’den yetişen yüzücülerin, bu spora hizmetleri olmuştur. Karamürsel takımından ilk akla gelenler İsmail Hamamcı, Süheyl Kurttepe, Eşfak Baytın ve sonraları Galatasaray’a geçen Vedat Atalık’tır.

2.Dünya Savaşı’nda deniz üzerindeki çarpışmalar, çıkartmalar, hava indirmeleri sırasında birçok ölüm olayları meydana geldi. Savaştan ders alan insanlar, yüzmenin önemini kavrayarak bu spora karşı sempati duymaya başladılar. Bunun sonucunda çok iyi derecelerle rekorlar kırılmaya başlandı.

1950 – 1955 döneminde dereceleri ile Avrupa klasmanına girebilen bir büyük yüzücü ortaya çıktı. Adı Engin Ünal’dı. Tam 20 yıl Galatasaray formasıyla yüzerek rekorlar kırdı. Yılmaz Özüak, bir başka sayısız rekor sahibi rekortmen yıldızımız oldu.

Aynı devrelerde Adana bölgesinden iki rekortmen, Şükrü Ağacalıoğlu ve Ahmet Güçlüoğlu sırtüstü stilinde rekorlar kırmışlar, yurt dışında ülkemizi temsil etmişlerdi. Pisinlerin dört ünlü adı Haldun İşmen, Nejat Nakkaş, Lazo Tavukçuoğlu ve İbrahim Sulu 200 metre karışık serbest bayrak yarışlarında Türkiye rekorunu kırdılar.

Resim
Ayaktakiler soldan : Özcan Tomruk, Yaşar Dalbaşar, Lazo Ornitopulos, Recai Çevik, Aydın Ülker ve Fuat

Oturanlar soldan : Bilinmiyor, Haşim Tankut, İbrahim Sulu, Osman Beller


Aynı yıllarda Ayşegül Çilli, Gülderen Grin gibi rekortmen bayan yüzücüler yetiştiler. Olcay Aybars, Engin Kepenek de öteki başarılı sporcular arasındaydılar. Üstün bir kabiliyet olarak bildiğimiz Engin Ünal, yine rekorlar dizisine devam etti. Yüzme Sporu 1960’dan sonra bütün yurda yayıldı. Bayan sporcularımızdan Sevgi Duru, Gülsen Koşkun, Canan Ateş, Seza Artunkal, önde gidenlerdendi.

1955 – 1965 yılları arasında Gülergin kardeşlerin desteğiyle Muharrem Gülergin ve Mecit Gülergin, Adana bölgemiz yüzme sporunda yurt içi ve yurt dışı temaslarında 20 seneye yakın su topu ve yüzmede ülkemizde başarılı sporcular yetiştirmiştir. Bu rekortmen yüzücüler Ünsal Fikirci, Mustafa Acet ve Erdal Acet kardeşler, Fahri Gez, Behçet Kurtiç ve Ayhan Karataş’tır. Erdal Acet maratonda Manş dünya rekortmeni, Ayhan Karataş 100 metreyi Türkiye’de ilk defa bir dakikanın altında yüzen yüzücü, Mustafa Acet ise Mahmut Dalhan’a ait olan 20 senelik 100 m. Türkiye rekorunu egale eden yüzücüdür. Daha sonra 1965-1970 yılları arasında Adana bölgemiz yine rekortmen yüzücüler yetiştirmeye başlamıştır. Bunlardan Faruk Morkal ve Ahmet Bozdoğan birçok uluslararası müsabakalarda Türkiye rekorları kırmışlar ve birinci olmuşlardır. Adana bölgemizin rekortmen yüzücüleri Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Ayhan Karataş, Yılmaz Boztay, Mehmet Dilmaç, Ahmet Gökbüket, Tuncay Şenyüz, Cevdet Canbolat, Çetin Canbolat’dır.

Resim
Ayaktakiler soldan : Ahmet Özuzun, Orhan Elbelger, Ümit Oğuzoğlu, Haluk Toygarlı, Ali Uçansu, Mithat Hantal, Ali Rıza Öngören

Oturanlar soldan : Yılmaz Boztay, Fahri Yılmaz, Ayhan Karataş, Haşim Kurt, Cemil Şahbaz, Etem Dölen (Akdeniz Oyunları – 1971)


Son devrin en ünlü rekortmenlerinin başında Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Feridun Aybars ve Ümit Oğuzoğlu dörtlüsü gelir. Bayan yüzücülerden Roksan Okan, Nilgün Sökmen, Ayşegül Onar, Sema Atakol, Nilüfer Korkut, Çiğdem Suluçikoğlu, Lale Kohen, Nilgün Börekçi, Sevda Ün, Gülsen Koşkun en önde gelen adlardır. Ünsal Fikirci, Ayhan Karataş ve Behçet Kurtiç gibi eski yüzücülerimiz rekorlar kırmaya devam ettiler.
Resim
Arkadakiler soldan : Turgay, Mithat, Fahri, Bahri, Engin Ünal, Gündüz, Aytaç

Öndekiler soldan : Erdal Acet, Ömer, Mustafa Acet, Ünsal (Atina – 1962)


Galatasaray’lı Talat Yüzmen ile Kasımpaşalı Kasım Kurt’un önderliğinde başlayan yüzme maratonu çalışmaları sonraki yıllarda Erdal Acet ve Ersin Aydın gibi uzun mesafecilerin yetişmesine de katkıda bulundu. Acet ve Aydın, Murat Güler ile Doğan Şahin’den sonra Manş Denizi’ni geçen diğer yüzücülerimiz oldular. Ersin Aydın 1974 yılında Anamur’dan denize girdi ve köpekbalıklarından korunmak için özel bir kafes içinde 34 saat aralıksız 110 kilometre yüzerek Kıbrıs’a çıktı. Bu başarısını sağlarken 34 saat boyunca toplam 114.240 kulaç attı. Aydın, aynı yıl Uluslararası Nil Maratonu’nda 36 yüzücü arasında 9. sırayı aldı. 1975 yılında Ersin Aydın, Fransa’dan denize girerek İngiltere’ye kadar 16 saat 40 dakikada yüzdü ve 1977 yılında ise bu sefer İngiltere’den Fransa’ya 13 saat 40 dakikada ulaştı.


Resim
Ersin Aydın
1970-1975 dönemi ve halen spor yapanlar gurubunu, güncelliği nedeniyle magazine kaçmamak için daha sonraki yazılarımıza bırakıyoruz. Sporumuzun kısa analizini yaparak konuyu bitirelim.

Yüzme sporunun eğitim yoluyla küçük yaşta yapılması sağlanmıştır. Kurulan gençler (juniors) ve minikler kendi kategorilerine göre rekorlar kırmaya başlamışlardır. Gerek kulüpler gerekse yüzme federasyonu küçük yaşta spora başlayan çocukları, olanakları ölçüsünde teşvik etmektedirler. Kulüplerde yüzme okulları açılmış, kış çalışmaları için havuz suları ısıtılmış, hatta birçok kışlık havuz yapılmıştır.

Milli karşılaşmalar çoğaltılarak gelecek için tecrübe kazanan sporcularımız, önümüzdeki yıllarda uluslararası alanda layık oldukları yeri alacaklardır.



Cevapla
  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir