Muharebe Talimin İcrası

Cevapla
Kullanıcı avatarı
tsb
Site Admin
Mesajlar: 452
Kayıt: 26 Eki 2018, 10:49
Konum: Türkiye
Cinsiyet:
İletişim:

08 Kas 2018, 22:31

MUHAREBE TALİMİNİN İCRASI

(Rahmanlı)nın cenubunda kısa bir istirahatten sonra Müdir, zâbitan ve küçük zâbitanı topladı ve onlara âtideki vaziyet-i umumiyeyi anlattı. (Krokiye bakın): "Büyük bir kıtanın pişdarı olan taburumuz (2 nci Tabur) (Yaylacık) tarikıyle (Kovalar) üzerine ilerledi. Sürat ile ileriye geçen süvari (Doğanca) ile (Karaorman) çayırlığı arasındaki tepeciklerden müteşekkil arazide mevzi almış, düşman piyadesinin ateşine maruz kaldı. Mezkûr düşman piyadesi, cephesi (Rahmanlı) ya olmak üzere yayılmış göründüğü gibi düşman topçusunun dahi 84 aynı vaziyette olduğu bildirildi. Tabur durdu. Piştarbaşını teşkil eden K 1 (Doğanca) caddesi üzerindeki mektep binasının gerisinde, K 2 (Krokide, B) ve K 3 burada yolun iki tarafındaki hendeklerde ve K 4 bizim arkamızda köyün içinde bulunuyorlar.

"Mülâzimsani (Şükrü Efendi) siz, burada, manevra icra edecek olan Takımın Kumandanısınız. Bu Takımı K 2 Takım 1 farzedelim. Mülâzimsani Cevad ve Ali Efendiler siz aynı bölüğün 2 nci ve 3 ncü (iskelet) takımlarının kumandanlarısınız. Düşman piyadesi mutasavverdir. Takriben yekdiğerinden 10 hatve fasıla ile ikame olunmuş efradın teşkil ettiği seyrek avcı hatları sık avcı hatlarına delâlet eder. Kırmızı flamalar düşman bölüklerini, mavi flamalar bölüğünüze mücavir bulunan dost bölüklerin cenahlarını gösterecektir."

Mülâzimsani Şükrü Efendi, takımına silâh aldırdı ve efrada, vaziyetten onların bilmesi icabeden noktaları, tekrar etti. Badehu ameliyatın başladığını bildirmek üzere efrada silâh doldurup yere yatmalarını emretti. Lâkin zemin karlı olduğu ve hazarî bir talim yapıldığı için, müdir, takımın tekrar ayağa kaldırtılmasını ihtar etti. Badehu âtideki malûmatı verdi: "Bölüğünüz Kumandanı, senin, düşmanı tarassut etmek için, ilerinizde gördüğünüz tepeye "Krokide T“ çıkmanızı emreder. Lüzum gördükce 85 Yüzbaşınıza vereceğiniz bilcümle malûmatı bana isal edeceksiniz." Mülâzım Şükrü Efendi iki muhamminle beraber mezkûr tepeye hareket etti ve görülmeyecek surette yerleştikten sonra dürbünü ile cenup istikametinde ve kendi ilerisinde bulunan tekmil araziyi araştırmaya başladı. (Yassıtepe) iki küçük binası ile semada açıkca tefrik ediliyordu; mezkûr tepe ile kendi arasında bulunan arazinin tafsilâtını temyiz etmekte müşkilât vardı. Zira arazi hafif dalgalı olmakla beraber kar mezkûr araziye yeknasak bir manzara veriyordu. Mamafih zâbit iki arazi kabartısı gördüğünde hükmetti ki; bunlardan biri (Yassıtepe) ye kadar olan tekrnil mesafenin üçte biri, diğeri üçte ikisi kadar uzakta idi. Yakın olanında (Krokide N) küçük bir çam ormanı vardi, diğeri şarka doğru küçük bir tepe ile (H) nihayet buluyordu.

MüIazimsani Şükrü Efendi, harita ve pergele müracaatla (Yassıtepe)ye olan mesafeyi ölçtü ve 220 metre buldu. Badehu muavinlerinin yardımiyle zikrolunan iki tepenin ayırdığı mesafatı mutavassıtayi hesabetti ki, bulduğu mesafat 700 ve 1500 metredir.6 Zâbit bulunduğu noktada (Yassıtepe) ye kadar, mukaar ciheti şarka müteveccih olmak 6 (H) tepesine ait mesafede Mülazimsani Şükrü Efendi ekalli 150 metrelik bir hata ediyordu. 86 üzere kavsidaire resmeden büyük caddeyi tamamile görüyordu. Mezkûr cadde ile (Karaorman) çayırlıklarıarasındaki tekrnil mıntıka-i arazi dahilinde her hangi bir düşman kıtasını tefrik etmek kendisi için mümkün olmuyordu.

Bölük Kumandanına (burada Müdir'e) bir rapor gönderdi. Mezkûr raporda küçük meşe ormanından (H) daha iyi görebilmek ihtimali olduğunu düşünerek mezkûr ormana kadar dürbünüyle mücehhez bir keşşafın ileri sürülmesini teklif ediyordu. Bu aralık, müdir, kendi işaret flamalariyle düşmana (H) tepesinde cüz’i bir müddet birkaç başgöstermesini ve birkaç el endaht etmesini işaret ettirdi. Bunun üzerine Mülâzımsani Şükrü Efendi âtideki raporu gönderdi: "Buradan 1500 metre mesafedeki sırt üzerinde ağleb-i ihtimal keşşaflarımız üzerine ateş eden birkaç düşman avcısı bulunuyor." Müdir âtideki izahatı ilave etti: "(Rahmanlı) nın garbinde, orada, topçumuz mevzi aldı ve düşman bataryasiyle harbe tutuştu. Düşman bataryasının endaht ettiği mermilerin alevi (Yassıtepe) sırtlarında görülüyor (Kroki Y ile gösterilmiştir.) Bu mıntıkanın arızalı olması sayesinde atlı zâbitan ve piyade zâbit keşif kolları, bu ana kadar üzerinde yalnız bazı avcıların kendilerini gösterdiği Yassıtepe'de yüzlerce metre imtidadında uzun bir piyade mevzii keşfetrneğe muvaffak oldular. Mezkûr hat (Yassıtepe) nin ilerisinde kademe teşkil eden diğer bir hatla büyük caddenin ötesine kadar uzamış görünüyor.

Solda bizim Taburun bulunduğu tepeye Alayın birinci taburu vasıl oldu. Sağda (Kavaklı) nın cenubunda diğer taburların açılmakta olduklarını görüyoruz. (Mefruz) Taarruza başlanacaktır. Tabur Kumandanınız 1, 2 ve 3 ncü Bölüklere hemen küçük çam ormanında arazi meylinin değiştiği sırta kadar ilerlemek emrini verdi. Esas bölüğü 2 nci Bölüktür. 4 ncü Bölük, ikinci hat olarak takibedecektir. Bölük Kumandanınız daha biyadette iki takımı birinci hatta koyacaktır:
Senin takımınla- ki istikametin muhafazasına da memurdur - Solundaki ikinci Takım…7 Takımınız küçük çam ormanı istikametinde ilerliyecektir. Bu hareketin icrası esnasında 300 metre genişliğinde bir mıntıkanın düşman topçusunun nazarına maruz bulunduğu nazar-ı dikkatten dûr tutulmıyacaktır. (Krokiye bakın) Mülazimsani Şükrü Efendi derhâl takımının yanına döndü ve âtideki emri verdi:

7 Takımlar ava çıkmadan evvel icra etmeye mecbur oldukları açılma hareketinde aralıkları güzelce göstermek için Mülazımsani Şükrü Efendi bu takımı gösteren mangabaşılarla beraber Birinci Takımın 60 have soluna gitti. (219)

"Şu istikamette, buradan 1800 metre uzakta, düşman piyadesi yayılmıştır; bu düşmana taarruz edeceğiz. Her nısıf takım, ayrı ayrı olarak yekdiğerini müteakiben 4 hatve aralıkla ava çıkacaktır. ikinci nısıf takım, Zeynel Çavuş, birinci nısıf takımı 300 metre mesafeden takibedecektir. Tepe aşıldıktan sonra mestur mahalle varıldı mı; birinci nısıf takım sağ cenahına yanaşarak, aralıkları bir buçuk hatveye indirecektir. İkinci nısıf takım dahi aynı suretle sol cenahı üzerine yaklaşacaktır."

Sıra ile âtideki kumandalar verildi:
- Kayış uzat! Badehu, birinci nısıf takım irtibat üçüncü mangadan, 4 adım aralıkla:
-Ava çık!

Ve üçüncü manga başına (esas mangası) istikamet gösterildi (174 ila 176). Tepenin üzerine vasıl olunduğu zaman, muhammimler ve bir borazanla ileride bulunan Takım Kumandanı yürümekte olan takımının cephesinin tamamiyle takıbolunan istikamette olmadığını gördü. Mamafih yapılan hatayı, işaret ve kumanda ile, tashihe, muvaffak oldu. (Kroki ve tenkide bakın).

Mektebin şarkındaki umku az hendekten geçilirken ayakta durulduğuna nazaran düşman topçusunun nazarından mestur ve fakat piyadenin nazarı altında bulunduğunu ve aralıkları sıkıştırmak için ihtiyaten husus-u mezkûrun nazar-ı dikkate alınması lüzumunu düşündü. Mülazimsani Şükrü Efendi birinci nısıf takıma tepenin biraz gerisinde tevakkuf etmeyi ve yere sürünerek veyahut iyilerek yürümek suretiyle aralıkların sıkıştırılmasını emretti. Düşmanı ve araziyi tanımak için kendisi de muhamminleriyle beraber küçük çam ormanının cenup kenarına kadar ilerledi. Orman hatt-ı taksimi miyah istikametince pek ziyade kesif olduğu için fevkalade bir tarassut mahalli bahşediyordu. Lâkin derhâl takımının düşmandan müteessir olacağını takdir etti. Zira düşman piyadesi mevziini işgal ve ateş küşadeylemişti.

8 Muhakkak, düşman, ateşini henüz yürüyüş hâlinde bulunan ikinci nısıf takıma tevcih etmişti. Mülazimsani Şükrü Efendinin düşmanı tarassud etmek için bu anda bulunduğu noktadan, nısıf takımları nazar altında bulundurmak mümkün değildi. Bunun için sürat-i mümküne ile geriye geldi ve birinci nısıf takımının tamamiyle mahfuz bulunduğunu ve ikinci nısıf takımının dahi koşar adımla ve mümkün olan süratle ileri yürümekte olduğunu gördü ve memnun oldu. (Tenkide bakın) Beş dakika sonra takım kamilen yerleşti ve birinci nısıf takım küçük çam ormanının gerisinde, ikinci nısıf takım solda olmak üzere imtidatlı bir avcı hattı teşkil etti.

8 Krokide (H) ile gösterilen noktaya bakınız. Büyük aralıklarla yekdiğerinden tefrik edilmiş kişi takriben iki yüz metre imtidadında bir piyade mevzii tasvir ediyordu. Mezkur hattın işgali ve ateşin küşadı müdir tarafından tayin edilen basit flama işaretleri üzerine vuubuldu. Mutasavver düşmanın manevrasını bütün ameliyatın imtidadında aynı suretle idare etti.


Daha solda 2 nci Bölüğün ikinci Takımı (iskelet) yayılmıştı. İstinadı teşkil eden Üçüncü Takım (kezalik iskelet) büyük cadde hendeğinden istifade ederek birer'le kol nizamında T tepesini geçti, K hendeği boyunca yerleşti. Müdir, 2 nci Bölüğün sağ ve soluna mücavir bulunan 1 nci ve 3 ncü Bölüklerin cenahlarının bulundukları mahalleri mavi flamalarla irae ettirdi. (Krokide "M") Flamalarla görülen mezkûr iki takımın sevk ve idaresini seyirci sıfatıyla bulunan iki genç zâbite tevdi ve hakikatte olduğu gibi hareket eyIemeye dikkat etmelerini tenbih etti.

Daha kıdemli olan Mülazimsani Adil Efendi itibari olarak 4 ncü Bölüğün Kumandanlığını ifa edecekti ki zaman-ı lâzımında hakikatte (alması) icabeden tertibatı emir beklemeksizin müdire bildirecekti. Bu esnada Mülazimsani Şükrü Efendi yeniden küçük çam ormanının cenub-u şarki köşesinde tarassudata başladı. Lâkin bu defa takımını dahi nazarı altında bulundurabiliyordu. Düşman avcıları gözden kayboldu: Evvelce Mülazim, mezkûr avcılara olan mesafeyi tahmin etmiş ve 950 metre bulmuştu. Bunun üzerine ilerlemeye nasıl devam edebileceğini anlamak için araziyi tetkik etti. İşgali münasip görülen en yakın ateş mevkii 300 metre ileride yekpare bir sırt idi. (Krokide "H") Mezkûr mevzie vasıl olmak için geçilecek olan hatt-ı içtima', düşman ateş ettiği takdirde tahaffuza gayri müsait idi.

Bu sırada Müdir Takım Kumandanına berveçhiâti malumatı ita etti: “İki taraf topçusu yekdiğeriyle uğraşmaktadır. Bizim topçumuz düşman piyade mevziini ateş altında bulunduruyor. Alınan malumata nazaran topçumuz yalnız önünüzde gördüğünüz mahdut araziyi değil (mefruz) daha büyük bir imtidadı dahi işgal etmektedir. Bölük Kumandanınız düşman taht-ı işgalinde bulunan (H) tepesine karşı yürüyüşe geçmenizi emrediyor". Mülazimsani Şükrü Efendi derakap Takımın merkezi ilerisine atıldı. Ve koluyla takib olunacak istikameti göstererek Takımını ileri sürdü. (11) (181). Evvelki vaziyete göre sağ ve sol cenahlarına mevzu flamalarla gösterilen takımlar da aynı veçhile yürüyüşe geçtiler. Lâkin mezkûr harekete başlanır başlanmaz mutasavver düşman yeniden kendini gösterdi ve şiddetli bir ateş icra etti. Mülazimsani Şükrü Efendi kendine mahsus kısa ve nazar-i dikkâti celbedecek bir ifade ile ikinci nısıf takıma hemen yere yatmasını badehu sürünerek münasip bir ateş mevzii üzerinde bulunan küçük çam ormanının soluna gitmesini emretti. Bunu müteakip âtideki kumandanları verdi:

"İlerdeki tepenin solunda iki evin önündeki, avcılar! Nişangâh 950! Avcı ateş!" Birinci nısıf takıma gelince, mezkûr nısıf takım, ormanın kat'ından hasıl olmuş bir geçitten yürümeye mecbur idi ki, ateşini de ancak ikinci nısıf takımdan sonra küşad edebilecekti. Bununla beraber mülazimsani Şükrü Efendi daha fazla beklemeksizin kıtasına emr-i âtiyi verdi "Birinci nısıf takım ateşe devam! İkinci nısıf takım sıçrayış!" icra edecektir. Mezkûr emir neferden nefere tekmil avcı hattına isal edildi; badehu:
-Sıçra!
Marş marş!

Kumandasında ikinci nısıf takımın avcıları 60 hatve ileri gittiler. Ormanda bulunan birinci nısıf takım derhâl ateşin şiddetini tezyid etti. Mezkûr nısıf takım, mücavir bulunan takımlar (mutasavver) ilerleyip yeni mevzilerinde ateş açıncaya kadar kendi sıçrayışını tehir etti. Buradan itibaren Mülazimsani Şükrü Efendi diğer takımlarla münavebeten ve fakat bu münavebede bir intizama dikkat etmeksizin takımını sıçrayışlarla ileri sevketti. Hizanın muhafazasına sarf-ı zihin etmeksizin sıçrayışların uzunluklarını tebdil etti, yalnız takımlar ileri yürürken yekdiğerini rahatsız eylemelerinden içtinap etmeyi nazar-ı dikkate aldı. Mülazimsani Şükrü Efendi önündeki tepeyi kazanmak için vadiyi geçerken, müdir bir şarapnel huzmesinin kendi tarafına düştüğünü ihbar etti. Bu malûmat kendisini hiçbir suretle hedefinden ayırmadı. Bir mevzide de arazinin münhat olmasından naşi efrat ateş etmek için diz çökmeğe mecbur oldular. Bunun üzerine Mülazimsani Şükrü Efendi muvakkaten ateşi kestirdi ve efrada tamamiyle tesettür etmelerini emretti. (190) Mamafih ateşin inkıtaı pek ani oldu ve hemen tekrar başladı. Mücavir takımlardan birinin her ileri hareketinde avcılar kendiliklerinden ateşin şiddetini tezyid ediyorlardı. (H) ile gösterilen arazi dalgasının gerisine gelindiği zaman takım, yeni ateş mevziine fevkalade ihtiyat ile yanaştı.

Şöyle ki: Mevzii işgal etmeden evvel efrat nişangâhlarını (700) metreye tanzim ettiler ve tüfekleri kayışlarından boyunlarına asılı olduğu hâlde sürünerek ilerlediler. Bunu müteakip tekmil hat ateşlerini münasip surette taksim ederek ateşe başladı. İlk ateşlerinde avcıların yalnız süratle ateş etmeye bakmayıp belki her birinin daha bidayette hedefe isabet ettirmeye cidden cehdettiği görülebiliyordu. İstinat (3 üncü iskelet takım), bu esnada küçük çam ormanının gerisinde yayılmıştı. (H) da ateş açılır açılmaz, o da, her birinin nihayetinde bir müddet tevakkuf etmek üzere yekdiğerini müteakip müteaddit sıçrayışlarla kuru hendeğe vasıl oldu. (Krokide "S") Müdir Mülazimsani Şükrü Efendiye yeniden beyanat-ı âtiyede bulundu: "Buraya vasıl olmak için hissolunacak derecede zayiat verdik. Karşınızda sizden daha kesif bir düşman avcı hattı vardır. Vaziyetiniz kesb-i müşkilat ediyor. Şimdiki mevziinizde daha zayiata (ve yaralılara) düçar olacaksınız." Mülâzimsani Şükrü Efendi muharebeden hariç kılınan efradın cephanesinin alınacağını ve yaralıların mangabaşıların nezareti altında olarak kendi kendilerine sürünerek ve muktedir oldukları kadar geride mahfuz bir mahalle çekilebileceklerini beyan ve Lâkin sağlam olanlardan hiç bir ferdin onlara iltihak edemiyeceğini ihtar etti.

Bu anda mühim olan husus, muharebeye devam edemiyecek olan efradı muharebe hattından uzaklaştırarak, takviye kıtaatına yer açmak idi. Mülâzimsani Şükrü Efendi başını geriye çevirdiği zaman iki manganın 9 hendekte bulunan istinadın sağ cenahından ayrılarak koşar adımla kendi takımına doğru ilerlediğini gördü ve takımına: "Takviye geliyor!" ihbarında bulundu. Efradın kemal-i dikkatle nişan aldıkları ve tüfeği doldurmakta ve nişan vaziyetine getirmekteki süratle ateşin sürâtini tezyid ettikleri tamamiyle görülebiliyordu. Vasıl olan istinada tekrar tekrar bağırmak suretile nişangâh bildirildi. Hemen bunu müteakip idi ki düşman tarafının dahi istinatlarını celbettiği görüldü.10 Birdenbire avcılar bu yeni düşmanın teşkil ettiği gayet mer'î hedeften istifade ve kendiliklerinden ateşi tezyit (200) ettiler ki hareketlerinden dolayı müdirin mazhar-ı takdiri oldular.

9 Müdir, avcı hattının bu esnada külliyetli zayiata uğradığını (farazi) Mülazımsani Cevat Efendiye ihbar ve Mülazimsani Cevat Efendi derakap 4 manga ile birinci ve ikinci takımları takviye etti.


Bu mevkide ateş tefevvukunu istihsale muvaffak olabilmek çok zaman tevakkuf etti. 11 Nihayet Mülâzimsani Cevat Efendi avcı hattını mutebaki 4 mangasile takviye etti ve kendisi de İkinci Takıma (mutasavver) gitti. Daha evvelce Mülâzimsani Dördüncü Bölüğün (mefruz) büyük caddenin garp kenarı boyunca, takımları manga kolu nizamında olarak müteakiben tepeyi geçtiklerinden ve çam H ormanının gerisine muvasalat eylediklerinden müdiri haberdar etti. Bunun üzerine Mülâzimsani Şükrü Efendi'ye âtideki haberi gönderdi: Bizim tarafta bütün imtidadınca kesif bir büyük avcı hattı teşekkül etti.

Düşman üzerine müessir bir ateş icra ediyor ve büyük bir kavsidaire üzerinden düşman mevkiine çeviriyor. Bu hat bizim işgal ettiğimiz sırtı takıbetmek üzere sağ cenahile (Doğanca)nın cenup kenarına istinad ediyor gibi görünüyor. (Krokiye bakın)

10 Beyinlerinde büyük aralıklar bulunan 8 nefer avcı hattına iltihak edecek olan takviyeyi irae ediyordu.

11 Müdür burada (253) maddeye tâbi oldu. Mezkur maddede icabı takdirinde ateşi batileştirmek tavsiye olunur.


Bu esnada düşman tarafında zayiata delâlet eden flamalar göründü. Mülâzimsani Şükrü Eferdi ileri yeni bir sıçrama yaptırmak üzere iken Mülâzimsani Adil Efendi'den malûmat-ı âtiyeyi aldı: "Açılmış olan Dördüncü Bölük koşar adımla üzerinde küçük çam ormanı bulunan sırtın ilerisine yürüyor." Bunun üzerine Mülâzimsani Şükrü Efendi kendi avcılarının kendiliklerinden şiddetli ateş icra eylemeleri için takviye gelmekte olduğunu ihbar etti. Lâkin müdir: "4 üncü Bölük (mefruz) gerimizdeki Hendeğe vasıl oldu.

Orada da birkaç mangasını sizin ateş hattınıza gönderdi." ihtiyarında bulunduğu için Mülâzimsani Şükrü Efendi yeniden ileri yürüyüşe başlattı. Bu yürüyüş kısa ve gayr-i muntazam sıçrayışlarla icra edildi. Gidilecek ve Hendeğin istikameti evvelce işgal edilen cepheye nisbetle mail bulunduğundan mezkûr Hendeğ'e vasıl olmak için birinci nısıf takımın katedeceği mesafe ikinci nısıf takımdan ziyade idi. Mezkûr nısıf takımın hareketinde adem-i kâtiyet ve bazı gevşeklikler görüldü. Bu bir hata idi ki, derakap müdir kemal-i ciddiyetle hatay-ı mezkûru refetti. Bir defa bu geniş hendeğin bahşettiği mükemmel sütrenin taht-ı mahfuziyetine girilince takım aynı hedef üzerine 400 nişangâhı ile rnail ateş tevcih etti.

Lâkin bu esnada, düşman, zaiyatı gösteren flamalan geri çekti. Düşman avcı hattında artık zayiat görülmüyordu. Bunun üzerine müdir, Mülâzimsani Şükrü Efendi'ye: "Buraya kadar gelmek için külliyetli zayiata uğradınız, şimdi düşman ateşi hemen sizin ateşinize muâdildir." dedi. Mülâzimsani Şükrü Efendi, pek yüksek sesle âtideki kumandaları verdi: -Doğru nişan alalım! -Mangabaşııar, mesafe muhamminleri, ateşe iştirak edin! Aynı zamanda istinatların gelip gelmediğini anlamak için geriye bakmaktan kendini menedemedi. O zaman, Mülâzimsani Adil Efendi 4 üncü Bölük mütebakisinin, Taburun (mefruz) muharebe hattını takviyeye gideceğini kendisine bildirdi. Müdir âtideki ihtarda bulundu: "Biraz geç gönderilmiş istinat, külliyetli zayiata uğradıktan sonra muharebe hattına vasıl oluyor. Şimdi avcı hattı şüpheli bir vaziyette bulunuyor. Mamafih sebat ediyor. Yeni kuvvetler ve yeni cephanenin vürudu yavaş yavaş muharebe muvazeneti tesis ve kıta itminanını iade etti.

Bu sırada küçük çam ormanı istikametinden top sadaları işitiliyor: Bataryalarımızdan birkaçı muhaciminin kuvve-i maneviyesini artırmak için oraya atılmışlardı. (331) Aleyhine hücum icra edilen düşman hattından yeniden zayiatı gösteren birkaç flama zuhur etti. 98 Ateşleri de tamamiyle kesilmiş gibi görünüyordu. Mülâzimsani Şükrü Efendi hücuma kalkacağını işaretle geriye haber vermişti. (12) Lâkin bu esnada daha şark tarafa icra edilen endahtlar nazar-ı dikkâtini celbetti. Yeni düşman kıtaatının (birkaç kişi ile, kırmızı flama 12 cepheleri şimale olmak üzere (Karaorman) (Krokide "L") çayırlığında nihayet bulan sırtlar üzerinde yayıldığını gördü. Müdir bu hususa dair rizahat-ı âtiyeyi verdi: "Solumuzda bulunan, Birinci Taburun (mefruz) hücumu düşmanın taze kıtaatı tarafından tevkif edildi..."

Bunun üzerine Mülâzimsani Şükrü Efendi müteakiben âtideki kumandaları verdi: -Birinci nısıf takım, ateş kes! Bu kumanda tekmil mangabaşılar tarafından tekrar edilerek icra edildikten sonra: Önümüzdeki sırt üzerinde bulunan avcılar! Nişangâh 400! Avcı ateş! 13 Müdir emin oldu ki, efrat, yeni hedef üzerine sıhhatle nişan alıyor ve nişangâhları doğru tanzim ediyorlar. Yeni düşman geri döndü ve derakap gözden kayboldu. Lâkin .bu esnada, Mülâzimsani Şükrü Efendi'nin sağında bulunan (mutasavver) 1 inci Bölük T tepesini zaptetmek üzere mezkûr tepe istikametinde yürüyordu.

12 Mezkur flamalar müdrini, işaretle yanına celbettiği rekafat Zabitine bizzat verdiği emir üzerine gösterilmişti.
13 Ateş istikameti muharebe cephesine amud olacaktı.


Fakat mezkûr bölüğün evvelce işgal etmekte bulunduğu hendeğin istikameti, aleyhine yürüdüğü hedefe nazaran mail olduğu için ileri yürüyüş esnasında Mülâzimsani Şükrü Efendi'nin avcılarının önünü kapadı. (Krokiye bakın). Mülâzimsani Şükrü Efendi de 2 nci Bölüğün Birinci (ve mutasavver) ikinci takımlarile 1 inci Bölüğü takib etti. Badehu ileri yürüyüş esnasında efradını topladı ve onlara süngü takmayı taklid eylemelerini emretti ve hücum için silah indirtti. Lâkin, düşman mevziine 60 metre yaklaştıkları zaman yeniden ateşe maruz kaldılar.14 Mülâzimsani Şükrü Efendi: -Hemen hücum! emrini verdi ve 1 inci Bölüğü (mutasavver) dahi kendisine tâbi kılarak Allah Allah sadalarile düşman üzerine atıldı. Ve tepeyi zaptetti. Burada talim hitam buldu. Manevra icra eden takım silah çattı ve sıralardan çıktı. Zâbitan ve küçük zâbitan tenkidi dinlemek üzere toplandılar.

14 Müdrini refakat Zabitine vermiş olduğu hususi talimat mucibince.


Cevapla
  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir